Haluk Ozkan
http://halukozkan.anatolianrock.com
 
 Ana Sayfa
 Grup Hakkında
 Demolarımız
 Videolarımız
 Repertuarımız
 Fotoğraf Albümü
 Forum
 Linkler
 Bize Ulaşın
 
 
"BEYZA'NIN KADINLARI"NIN YÖNETMENİ İZMİR'DEYDİ

"BEYZA'NIN KADINLARI"NIN YÖNETMENİ İZMİR'DEYDİ
"Üç bürokrat benim filmimi yasakladı!"


"Filmin 18 yaş engeline takılmasını anlamıyorum" diyen Yönetmen Mustafa Altıoklar, Yeni Asır için söyleşi yapan Halk Müziği Sanatçısı Haluk Özkan'a içini döktü

İstanbul'da Tamer Karadağlı'yla yaptığım röportajda; Tamer beni İzmir'deki 'Beyza'nın Kadınları'nın galasına davet etmişti. Kalktık geldik.
Memleketi memleket yapan, sadece havası suyu değildir elbet sevgili dostlar. Bir şehirde insanlarınız varsa, anılarınız ve geçmişiniz sinmişse; şehrin sokaklarına. İşte orası sizin şehrinizdir.
Eşim Gülen ile giyinip, Konak Pier'de Mustafa Altıoklar'ın filminin galasına gidiyoruz. Uzun zamandır görmediğim bir çok arkadaşımı görme fırsatım oluyor.
Mustafa'la film hakkında derin bir sohbet'e başlıyoruz.
-Filmi sizin dilinizden dinlesek?
"Doğrusu ben filmimi anlatacak olsaydım; çekmezdim bu filmi. Çıkar anlatırdım ya da kitap yazardım."
-Sorum filmin yönetmen gözünden değerlendirilmesiydi.
"Büyük bir keyifle çalıştım. Ortaya çıkan işten çok memnunum, iyi bir sinerji oluştu. Zor bir konuydu. Psikolojik dünyasına giriyoruz bir kadının. Ve o dünyada büyülü birbirinden çok ayrı dört kadının iç dünyalarına şahit oluyoruz. Bir kadınla uğraşmak çok zordur. Burada dört kadınla uğraşıyoruz."
-Bu ülkede Lütfü Akad, Atıf Yılmaz, Yılmaz Güney, sinemaları oluştu. Mustafa Altıoklar sineması da oluştu mu?
"Bu söylediğinizi tarih yazar. Bu yönetmenin bileceği bir şey değil. Zaman gösterir."
-Yeşilçam'la aranızda bir bağ ya da fark var mı?
"Yok, ben Yeşilçam'da yetişen bir yönetmen değilim. Ne bir yönetmenin yanında asistanlık yaparak yetiştim; ne de film okulundan. Ben kısa metrajlı filmler çekerek bugüne geldim. Kendi yolumu kendi el yordamımla buldum. Ama elbette ki bende bu ülkenin bir çocuğuyum. Elbette ki çekilen, Türkiye de çekilen bütün filmler beni derinden etkilemiştir, iyisi de kötüsü de."
-Yaptığınız ve ürettiğiniz her şey, sanat hayatınıza koyduğunuz bir taş, bir tuğla. Bu yapı taşları sizin sanatçı kişiliğinizi ve sizi yansıtıyor. Sanatınız adına koyduğunuz en iyi taş; yani en iyi filminiz bu mu?
"Valla ben ayırım yapamıyorum. Hepsi benim çocuklarım gibi geliyor. Ama 'Beyza'nın Kadınları' diğer filmlerime oranla daha olgun."
-Bunu yaşla, tecrübe ve yaptığınız filmlerin birikimiyle ilişkilendirebilir miyiz?
"Mutlaka hepsiyle alakalı."
-Yapımcılarınızla konuştuğumda; "Biz yapım işinin entelektüelleriyiz" dediler. Peki Mustafa Altıoklar yönetmenlerin entelektüeli mi?
"Estağfurullah. Ben başka yönetmenlerle, meslektaşlarımla bu anlamda böle bir kıyaslamaya girmenin çok doğru olmadığını düşünüyorum. Bütün yönetmenlerin kendine göre entelektüel kapasitesi vardır. Benim buradaki meselem kendimle ve kendi kapasitemi her geçen gün daha fazla arttırmaya gayret etmektir. Hayatım boyunca yaptığım şey buydu bilgi ve birikimimi artırmaya çalışmak."
-Çocukken mi başladı bu heves?
"Ben meraklı ve okuyan bir çocuktum, hala da öyleyim. Ancak bu televizyon öyle bir alet ki okuma alışkanlığını kaybettirdi insanlarda maalesef. Yani geceleri uyumak için eskiden kitap okurduk, şimdi televizyon açıyoruz karşısında öylelece bayılıyoruz."
-Televizyon kötü bir şey mi?
"Evet, televizyon geri götüren ve körelten bir şey."
-Filmde nasıl bir seyirci profili bekliyorsunuz?
"Her kesimden seyircisinin olacağına inanıyorum."
-Beyza'nın Kadınları 18 yaş engeline takıldı bunun için ne diyeceksin?
"Doğrudur. Filmimize 18 yaşın altındakilerin görmesi sakıncalıdır yasağı geldi."
-Gerekçesi neydi?
"Şiddet ve dehşet unsurları içerdiği için."
-Peki Kurtlar Vadisi için ne diyeceksiniz?
"Tabii ki başka filmle kıyaslamak istemiyorum ama pek çok örneği var. Bu büyük bir yanlış! Kültür Bakanlığı'ndan üç tane bürokratın verdiği bir karar. Hangi çağdayız; iletişimin bunca ilerlemiş olduğu çağda, çocukları internette sörf yapıyorlar. Böyle bir dönemde kimi nerden korumaya çalışıyorsun? Türkiye de ilk defa bir filme 18 yaş yasağı geldi. Bu bir ilk oldu."
-İlkler her zaman önemlidir ama; nasıl bir ilk olduğu daha da fazla önemlidir. Öyle değil mi?
"İşte bunlar toplum mühendisliğine soyunan tiplemeler. Daha hala 1940'ların, 1930'ların faşist düşüncelerinin geçerli olacağını zannediyorlar; toplumu halbuki kendi haline bırakmak gerekir, ferde saygı duymamaktır. Devletin; toplumu oluşturan ferdin kendi seçimini kendisinin yapmasına saygı duyması gerekir. Devletin bu işlerden elini ayağını çekmesi lazım."
-Devletle alıp veremediğin ne ki?
"Devlet bizim tüm hayatımızı, geleceğimizi bile karartan bir unsur şu anda. Hantal bir yapımız var. Devletin bizlere, ferde ve topluma hizmet vermesi gerekir başka bir şeye değil."
-İdeolojiler arasında en belirgin olanı devlet karşıtı anarşistlerdir? Ya sen?
"Evet, ben de anarşistim. Bütün, önceden bildirilmiş prodüktivite edilmiş görüşlere karşı dururum, durdum da zaten."
-Karşı olmaya karşı mısın?
"Karşı olmaya da karşıyım... Karşı olmaya karşı olabilir miyim Karşı olanın tarafıyım ben. Karşı olmayana karşıyım evet, boyun eğene karşıyım."
-Filmden ne bekliyorsun?
"Bol seyirci bekliyorum."
-Hasılat olarak sizce ne olur sonuç?
"Ben o taraflarla çok ilgilenmiyorum, doğru da bulmuyorum film yönetmeni olarak hasılatı düşünmeyi doğru bulmuyorum."
-Mustafa hocam insan kendinden bilir; müzik dünyasında yaptığın kaset kar edebilmeli ya da başabaş gelmeli ki yapımcı yeni bir kaset yapsın. Bu senin filmin için de geçerli mi?
"Evet doğru harcanan paranın geriye dönmesi lazım. Ama onun ötesinde ne kadar çok olursa; biz bundan sonra yapacağımız filme cesaretle başlarız. Sonuç olarak harcanan paranın aşılmasını bekliyoruz doğrusu."
-Döner mi?
"Umarım döner."
-Eklemek istediğin, başka bir şey var mı? İzmir'e ne söylersin?
"Güzel bir karşılama, iyi bir gala oldu. İzmir sanata, sanatçıya duyarlı. Teşekkürler."

"Kızımın adı Zeyno olacak"
-Tamer hocam İzmir'e hoş geldin, filmi değerlendirsen?
"Başarılı bir film oldu, tarzının örneği. Umarım herkes de sever. Benim oyunculuğuma gelince; ona ben değil izleyici karar verecek."
-Bu arada kızın oluyormuş gözün aydına geleceğiz. İstanbul'da adı belli değildi karar verdiniz mi?
"Adını Zeyno koymayı düşündük."
-Allah analı babalı büyütsün.
"Teşekkür ederim Haluk ve Gülen, sağolun."

"Bu filmi herkes konuşacak"
-Salih ağabey, film hakkında sen ne diyeceksin?
"Mustafa yine bir ilke imza attı. Bugüne kadar işlenmemiş bir konu, biliyorsunuz çocuklara taciz olayları ülkesel bir problem. Bu konudan yola çıkarak ilk defa bir psikolojik bir film çekti Mustafa ve kadro çok iyi, kamera muhteşem. Herkes bu film mi çok konuşacak, tahminlerin üzerinde olacak. Yurtdışına satabileceğimiz ilk film bu. Hababam Sınıfı'nı satamazsın, Hacivat-Karagöz'ü satamazsın. Ancak bu film Brezilya'da, Japonya'da oynar. Psikolojik bir film. Bence İstanbul Kanatlarımın Altında'sından sonraki en başarılı filmi bu Mustafa'nın."

"Televizyon sinemayı her alanda etkiler"
-Sizce; televizyon sinemadan uzaklaştırdı mı toplumu?
"Bir dönem uzaklaştırdığını söyleye bilirim, ama artık tam tersi sinemayı besleyen bir araç haline dönüşmek üzere ama bizim sinema camiası bunun farkına varmadı. Ama televizyon sinemayı kesmiyor;ama mutlaka kestiği bir taraf var ama yine de geliştirdiği ve beslediği bir taraf var. Şöyle ki, televizyonda ünlenmiş oyuncuların mesela bu projede olduğu gibi Levent üzümcü'yü ele alalım, sinema kariyeri daha henüz çok başlarında... Levent televizyonda ünlendikten sonra sinemada kendisini gösterecek, performansını ortaya koyacak. İşte o anlamda da televizyonun besleyiciliği var, ayrıca sektöre, sektör çalışanlarına istihdam yaratması açısından da faydası var. Bunlar yadsınamaz şeyler."

http://www.yeniasir.com.tr/ya2006/03/21/index.php3?kat=ege&sayfa=sar2&bolum=guide

[Haberin Eklenme Tarihi: 05.02.2007]

Haberlerin Tamamı >>