 |
Haluk Özkan'ın konukları Uygur kardeşler
SÜHEYL VE BEHZAT UYGUR İLE TİYATRO, AİLE VE AŞKA KADAR HER ŞEY
"Babamız ile her zaman onur duyduk"
Yeni Asır için söyleşiler yapan Halk Müziği Sanatçısı Haluk Özkan'ın konukları Uygur kardeşler "Üç kuşak birlikte sahneye çıkacağız" diyorlar
Merhaba, dostlar bu haftaki konuğum, sizlerinde yakından tanıyıp sevdiği, Türkiye'nin duayeni Nejat Uygur üstadın oğulları, Süheyl ve Behzat kardeşler. DSM Video Tek'te buluşup koyu bir sohbete başlıyoruz.
-Özellikle Ege halkı sizleri çok seviyor? Bu sevgiyi nasıl kazandınız?
Behzat "Haluk hocam, biz de senin gibi yıllar önce Yeni Asır Gazetesi'ne röportajlar yapardık."
-Ne zamandı?
Behzat "Yazın turnelere geldiğimiz zaman. Ve hatta ilk röportajımızı Nejat Uygur'la yapmıştık. Daha sonra bir çok tiyatro kökenli ağabeylerimizle devam ettik... Keyifli günlerdi. Aslında bizden önce de babamın Yeni Asır ve İzmir'in diğer gazetelerine yazıp çizmişliği vardır."
-Nejat Uygur'un oğulları olmak şans mı?
Behzat "Hiçbir zaman bunun bir şanssızlık olduğuna inanmadık. Onunla onur duymuşuzdur, sadece biz değil tüm Türkiye onur duyuyor."
Süheyl "Seyircide önceleri bir ön yargı vardı, bize karşı."
-Neydi bu ön yargı?
Süheyl "Bu çocuklar yıllar sonra kendi tiyatrolarını kurdular; bakalım ne yapacaklar dediler. Ama Behzat'la çok çalıştık ve başarılı olduğumuza inanıyoruz. Çünkü Nejat Uygur gibi iyi bir hocanın, öğretmenin öğrencileriyiz."
Behzat "Valla bize dört konservatuar bitirmişiz gibi geliyor. Biz öyle bir çocukluk geçirdik ki belki de bir çok insana nasip değildir. Biz tiyatroda doğduk ve büyüdük İsmail Dümbüllü, Muammer Karaca kulislerinde büyümek kaç kişiye nasiptir?"
-Peki arkadaşlar; o dönemlerin tanığı ve tanıklık ettiğiniz işi yapan oyuncular olarak bir kıyaslama yapsanız. Dünle bu gün arasında bir fark var mı?
Süheyl "Şöyle bir acı fark var artık o üstatlar ve usta sanatçılar ne yazık ki yaşamıyorlar. Yaşayanlardan Gazanfer Özcan, Müşvik Kenter gibi ustalar kaldı. Eskiden bir saygı ve sevgi vardı şimdi!"
-Eskisi nasıldı ki?
Behzat "İzmir Fuar zamanı on beş, yirmi tiyatro olurduk bu sanatsal zenginliğin göstergesiydi. Ama hafızalarımızda ki en güzel anılar; o dönemde oyun bittikten sonra bu tiyatrocuların hepsi bir araya gelerek akşam yemeklerini beraberce yerler nahif ve hoş sohbetler yapılırdı."
-Sizce şimdi neden böyle değil arkadaşlar?
"Valla medyadan da takip ediyorsunuzdur böyle dostluklar ve sıcak samimi ilişkiler yeni kuşak tiyatrocu ve Stand upçılar da yok. Ama gerçekten tiyatro yapan arkadaşlar var ve samimiler onlara destek olmak lazım."
-Peki sizi diğer tiyatrolardan ayıran fark ne?
Behzat "Nejat Uygur Tiyatrosu olmak zaten bir ayrıcalık. Ve bizler oyunlarımızı dolu dolu oynamışızdır. Diğerlerinden daha fazla seyirciye oynamak ne kadar başarıdır bilemem ama böyle bir ayrıcalık yaşadık. Ama bazı tiyatroları gerçek tiyatrolardan ayırıyoruz."
-Tiyatronun gerçeği ve sahtesi de mi var?
Behzat "Gazanfer Özcan, Kenterler, Genco Erkal bunlar tiyatroya gerçek emek vermiş üstatlardır, gerçek tiyatrolardır. Emekleri büyüktür."
-Yeni tiyatrolarla, eskileri arasında nasıl bir farktır bu?
Behzat "Bizler hayatını tiyatro üzerine kurmuş,ve tiyatro üzerine düşünen bir gelenekten geliyoruz, birkaç tiyatronun haricinde çoğu tiyatroyu bir yan iş ve bir vitrin olarak görüyorlar ve basamak olar kullanıyorlar. Zamanın da Nejat Uygur'u gazinolardan büyük paralar karşılığı istediler ama babamız çıkmadı. Bir duruşu vardı bozmadı."
-Sizlere böyle bir teklif gelse? sizler ne yaparsınız?
Behzat "Bizler de Nejat Uygur gibi davranırdık. Onurlu dururduk."
-Camianızda onursuzlar mı var?
Behzat "Tiyatronun ve sanatçılarının çok onurlu olduğunu düşünüyorum. Ama maalesef korsan tiyatrocular var."
-O nasıl oluyor. Kasetin filmin markanın korsanını dudum ama tiyatronun kini ilk duyuyorum. Nedir bu korsan tiyatro?
Behzat "Valla hepsini söyleyemem beni mahkemeye verirler. Ama; sırf devlet yardımı almak için tiyatro yapanlar var bence bunların adı korsan tiyatrodur."
Süheyl "Korsan tiyatro, işini önemsememek, kötü dekor, kötü kostüm yapmaktır. İşini sahiplenmemek tabii ki korsanlıktır."
-Arkadaşlar bir hayat yaşadınız ve yaşıyorsunuz; geriye dönüp baktığınızda sizleri yürekten yaralayan neler vardı?
Süheyl "Sanat sayfası yazar ve çizerleri, Nejat Uygur gibi bir dehanın kıymetini 60-70 yaşından sonra saygı duyup, anlamamalıydılar. Geç kaldılar."
-Bu ülkenin sanat sayfası yazar ya da eleştirmenleri Nejat Uygur'a saygı duymuyor mu?
Behzat "Yoo hepsi değil. Bugüne kadar en güzel yazıyı Haldun Taner ve Refik Erduran ile Hıncal Ağabey yazdı. Yazarlarımız popüler kültüre ait şeyler yazıyorlar. Bazan kırıcı oluyorlar. Geçenler de bir gazeteci 'Şimdi bunlar çok moda diye Ata Demirer, Dikat Şahan çıkabilir, modası geçenler Nejat Uygur diye yazmış... Ne kadar üzücü. Bunlar ne yaptığını bilmiyor. Sen Nejat Uygur'u, ne Cem Yılmaz'la, ne Ata Demirer'le kıyaslayabilirsin, ama halk Nejat Uygur'u her zaman bağrına basmıştır."
-Bu kıymeti geç anlayan kimler?
Behzat "Yazar-çizer ablalarımız ve ağabeylerimiz.Bir çoğunu tenzih ederiz, ama."
Süheyl "Haluk'çuğum bizi en çok kıran olaylardan biri; bundan birkaç sene önce Nejat Uygur'un beyin damarlarından biri tıkandı ve ambulansla hastaneye kaldırıldı. Aynı gün -ki biz bu bahsettiğimiz kızımızı çok severiz- Ece Erken diye bir kızımız var bir yerde sunuculuk yapmış ve sahneye atılan o pet şişelerden biri kızımızın karnına gelmiş ve ertesi günün gazeteleri Ece Erken'i üst manşetten; Nejat Uygur'u altta küçücük bir satırla verdiler.. O günkü üzüntümüzü anlatamayız. Bir tarafta tiyatroya 70 yılını vermiş bir duayen öte tarafta bir manken arkadaşımız. İşte mesele burada."
-Bunun nedeni nedir?
Behzat "Ne babamız ne de biz, bu sistemin insanları olamadık, ellerimizde içki kadehlerimiz, o bar senin bu bar benim, nabza göre şerbet vermek. Biz bunları becere bilen insanlar değiliz. Bizler sadece işimizi yapıyoruz. Bugüne kadar hiç kimseyi kırmadık, iç kimse de bize kırılmadı."
-Çocukluk anılarınıza inelim. Örneğin aynı kıza aşık oldunuz mu?
Behzat "Olur mu öyle şey, ama mahallede bir kıza aşıktım, kız için yanıp tutuşuyorum kız benim en yakın arkadaşımın kız kardeşi çıktı. Kızı bir daha görmedim."
-Süheyl senin hafızanda kalan en iyi anın ne?
Süheyl "Eskiden televizyon yok, bizim evde de 8 mm.lik bir film makinesi var. Babam Lourel ile Hardy'nin fimlerini, saat 8'de pencereyi açar çarşafı gerer sinema perdesi yapar oynatırdı. Tüm mahalle izlerdi.
Behzat "Süheyl ile eskiden Tarkancılık oynardık. Süheyl Tarkan olurdu, ben kurt köpeği olurdum. Ama yıllar sonra bunun skeciyle intikamımı aldım."
-Arkadaşlar sanat, sanatçı bunlar topluma örnek olmalı mı? Sanatın, sanatçının böyle bir derdi olmalı mı? Ne dersiniz?
Behzat "Kendini örnek olacağım diye zorlamanın bir alemi yok. İnsanın içindedir."
-12 senedir program yapıyorsunuz hiç pot kırmadınız.
Bir potunuz bile yok mu?
-Sühyl: Vallahi haklısın Haluk bir potumuz bile yok. Bilgisiz insan pot kırar. Örnek insanı oynamaya kalkarsan çuvallarsın. Olmaz, insan kendi gibi olmalı. Bizler göz önündeyiz yapılan hataların geri dönüşü yok."
-Dönüşü olmayan hatalar yapan tv programları, diziler var mı?
Behzat "Tabii var televizyon çok farklı bir şey; tv de siz insanların evine konuk oluyorsunuz, ama tiyatroda onlar size geliyorlar. Bu yüzden tv de daha dikkatli olunmalı. Cinayet, gasp, adam öldürme, şiddet gibi şeylere özendirilmemeleri gerekiyor."
-Türk Sineması bir atakta, seyri güzel filmler çıkıyor. Sizler bir film düşünüyor musunuz?
Behzat "Biz vuralım kaçalım tarzında bir şey düşünmüyoruz. Örneğin Abuzer Kadayıf, Hababam Sınıfı Askerde gibi. Ben şahsen eskilerini tercih ederim. Verilen emeğe saygım var, ama o kadar. Bununla beraber çok sevdiğim filmler de oldu. Örneğin Babam ve Oğlum gibi. Medyanın bu bahsettiğim kötü filmlere gösterdiği ilgiyi kıskanıyorum. Tiyatroya da aynı ilgiyi gösterseler."
-İleri de gerçekleştirmek istediğiniz bir proje var mı?
Behzat "Var, üç neslin bir arada sahneye çıkması. Yani dede, oğul ve torunlar. Dünya da böyle bir örnek yok. Sanıyorum Yugoslavya da bir örnek var ve başka örnek yok. Kısmetse gerçekleştireceğiz."
"Kurtlar ile kuzular mahkemelik oldu"
-Kurtlar Vadisi sizi mahkemeye vermiş. Kurtların kuzulardan alıp veremediği nedir?
Behzat "Kuzular vadisi bu yazdan kalan bir skeç. Ama bizim içimiz acıdı. Mizahçıyı susturmak çok zordur. Mizahı ne sıkıyönetimler, ne başbakanlar engelleyememiştir. 12 senedir başka programın desteğine ihtiyaç duymadık. Bizler bu skeçleri hicvetmek için yaptık ve onur kırmadan. Bu sanat bizim genlerimizde var. Bizler kişiliklerine saldırmadık ki. Bize "yahu çok güldük" demelerini beklerdik. Cüneyt Arkın tiplemesi yapmıştık Cüneyt Ağabey bizi aradı ve elinize sağlık dedi. Yıllarca Levent Kırca birçok böyle tipleme yaptı. Bu işi anlamadık. Yaptığımızı her şeyin arkasındayız, ama burada hesap vermesi gerekenler bu davayı açanlardır. Bir dokunulmazlık varsa o da sanatın dokunulmazlığıdır. Mahkemeyi siyasilerden biri açsaydı o kadar kırılmazdık.. Bizi asıl kıran sektörden birisinin bunu yapması."
"Efes Oteli ve Asfalt Osman..."
-Peki arkadaşlar Ege, İzmir deyince aklınıza ne geliyor? Çok anılarınız olsa gerek.
Süheyl "Benim aklıma babamın Yeni Asır ve Ekspres Gazeteleri'ne çizdiği karikatürler geliyor.
Behzat "Efes Oteli'ni anımsıyorum ki kapatılması üzdü bizi, Basmane'de, her sene 9 Eylül'de törenleri izlerdik.. Yirmi, yirmibeş tiyatro geliyor aklımıza, Rahmetli Sudi Ağabey geliyor, çöp şiş geliyor, Asfalt Osman (Kibar) geliyor. Hayatımızın en mutlu dönemleri İzmir de geçmiş. İzmir'i ve Ege'yi hiç unutmadık. Hep, hep sevdik."
http://www.yeniasir.com.tr/ya2006/02/28/index.php3?kat=ege&sayfa=sar2&bolum=guide
[Haberin Eklenme Tarihi:
05.02.2007]
Haberlerin
Tamamı >>
|
 |