Haluk Ozkan
http://halukozkan.anatolianrock.com
 
 Ana Sayfa
 Grup Hakkında
 Demolarımız
 Videolarımız
 Repertuarımız
 Fotoğraf Albümü
 Forum
 Linkler
 Bize Ulaşın
 
 
OKTAY KAYNARCA'YLA RÖPORTAJ

"KURTLAR VADİSİ"NİN ÇAKIR'I USTALARA ÇATTI
"Arkın, İnanır ve Tibet star değil"

"Onlar yıldız değil şöhretli oldular" diyen Oktay Kaynarca "Yabancı sanatçıların yanında bizimkiler hiç kalır, çünkü kendini konuşan bile yok" diyor...


HALUK ÖZKAN

Oyunculuk öyle bir şey ki, Ortaya çıkıp diyorsun ki; "Heey ben oyuncuyum ve başka insanların hayatlarını sizlere öyle bir göstereceğim ki, sizler ben oymuşum gibi bana inanıp beni alkışlayacaksınız..."
Akşam erken indi İstanbul'a, şehir karla kaplı, hava bir o denli puslu. Kurtlar şehre inecek sanırsınız. Artık akşam saatleridir. Şehir sessizliğe gömülüyor yavaşça. Uzaktan siren sesleri duyuluyor, irkiliyoruz!.. Ve soğuk. Ve alabildiğine ayaz. Soğuk hava ustura gibi kesiyor yüzümüzü. Bir solukta geçiyoruz caddeyi. Randevu yerine geliyoruz. Zili çalıyorum, kapı açılıyor ve içeri giriyoruz. Uzun zamandır görmediğim bir dostum, güzel bir tebessümle karşılıyor ve "çakır" bakışlarıyla bana bakıyor. "Dostum Haluk, nasılsın?" Kucaklıyor beni, sarılıyoruz.
"Ne haber Haluk?"
-İyiyim Oktay, dostum senden?
"İyidir Haluk'um be ne olsun mücadele. Çalışıyoruz... Baş edemiyorum Haluk. Hangi gazeteyi açsam, hangi telefona baksam, hep aynı problemle karşılaşıyorum."
-Nedir bu problem?
"Türkiye'de yirmi dizi çekiliyorsa hepsinde oynuyorum güya."
-Oynuyor musun peki?
"Yok öyle bir şey. Kendilerince senaryo yapıyorlar ve Oktay oynayacak diye yazıyorlar. Tabii yok böyle bir şey "cash on the table" bitmiştir, iş parayı görelim. Bu işin etiğini çiğniyorlar. Yeni, bir proje hazırladıklarında; gelirler, görüşürüz olur ya da olmaz. Ayrıca telefon açıp seni kast olarak senaryoya yazabilir miyim diye bir nezaket bile yok çoğunda."
-Peki sen bir rant mısın?
"Sonuçta başarılı bir işin içinden başarıyla çıkmış bir adam zaten ranttır. Yani yaptığın işe seyircinin ilgisi olacak. Yapımcı için bu bulunmaz bir şeydir ve isimli biri ile yola çıkmak maça bir sıfır galip çıkmaya benzer."
-Onurlu olmak bu işte zor mudur?
"Tam tersi, daha fazla çalışırsın. Aslında böyle değerlerin olmazsa; yaptırımlardan uzak durursun. Böyle onurlu olmak ağır mücadele ister. Zaman kaybettirir, ama kendini iyi hissettirir."
-Oktay, hiçbir meslek onursuz değil. Onursuzlaştıran insanlardır. Onur, meslek, hayat, etik, bunları harmanladığında... Sonuç ne sence?
"Bu iş deli saçması bir iş, akıllı bir adamın yapacağı bir iş değil. Ortaya çıkıp diyorsun ki; heey ben oyuncuyum ve başka insanların hayatlarını sizlere öyle bir göstereceğim ki, sizler ben oymuşum gibi bana inanıp beni alkışlayacaksınız. Oyunculuk eşittir bu. Yani sizi öyle bir kandıracağım ki siz bana inanacaksınız. İşin iddiası işte bu."
-Senin ağzından Oktay Kaynarca kim?
"İnsanın kendini anlatması zordur. Ben bana göre düzgün işler yapmaya çalışan, hayata düzgün bakmaya çalışan, söylediği lafın arkasında durmaya çalışan; hala oyuncu etiği ile sanatçı etiği ile dünyaya bakmaya gayret sarf eden bir tablo çizmeye çalışıyorum.. Ne kadar çizeriz bunu bilemiyorum ama..."
-Kurtlar Vadisi'nin tekrarı bile reyting alıyor. Sebebi ne?
"Dizinin başlangıcı renkli ve keyifliydi. Başka bir öykü anlatıyordu. Benim ölümümden sonra çok başka bir öyküye dönüştü. Ölümümden sonra ikiye katlanan seyircinin yarısı benim ölümüm sırasındaki bölümleri izlememişti; şimdi o bölümleri seyretme fırsatı buldular..."
-Genelde oyunculara senaryonun üç beş bölümüyle birlikte hikayenin ve sinopsisin tamamı gider. Sen bu dizide öleceğini biliyor muydun?
"Evet belli bir yere kadar gitmesi gerekiyordu bu hikayenin ama bu kadar çabuk öldürmemeleri gerekiyordu Çakır'ı."
-Peki bunun sebebi Çakır tiplemesinin Polat Alemdar karakterini gölgelemesinden mi kaynaklandı? Gölgeledi mi sence?
"Yok hayır haksızlık olur.. Aslında bu işi fazla ciddiye aldılar, ortalık çok karıştı fazla speküle oldu. Bütün ekibi yıpratmasın diye. Uzaktan davulun sesi hoş geliyor ama işin içine girince o öyle olmuyor. Özel hayatlarımız sıkıştı. Ben de dedim ki, bunu bu kadar uzatmanın bir anlamı yok. Çakır'ın ölümüyle bunlar bitecekse; ayrılalım bitsin istedim."
-Kendi içiniz de mi bir çatışma oldu yoksa; başka bir sebep mi oluştu?
"Evet dışarıdan bir iki dahil olundu; biz de Çakır'ın ölümünü hızlandırma yolunu seçtik."
-Çakır tiplemesi rol açısından iyi bir tiplemeydi. Sana da oturdu. Çakır'ın yükselişi diğer oyuncu kadrosunda nasıl bir etki yarattı? Olumsuz bir hava var mıydı?
"Yok sanmıyorum, sonuç olarak Necati oyunculuk iddiasıyla gelmedi, zaten Osman'ın tavsiyesiyle oldu. Biz de elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalıştık Necati'ye. Öyle bir kıyaslama yok aramızda. Ben yirmi yılımı vermişim bu işe Necati kamera karşısında o güne kadar daha ismini bile söylememişti."
-Deneyimsiz bir oyuncuyla oynamak zor olmadı mı senin için?
"Ee tabi Herkesin yüzüne açıkça söylüyorum, profesyonel bir oyuncuyla paslaşarak oynamak çok daha keyifli bir şeydir tabii ki. Ama neylersin mesleğimizin cilvelerinden bir tanesi de bu."
-Senin oyunculukta yardımın oldu mu?
"Şüphesiz olmuştur, Necati şunu şöyle yapalım, bunu böyle yapalım demişizdir mutlaka. Benden daha deneyimli bir oyuncunun beni uyarması gibi bir şeydir bu."
-Peki senin içinde bir Çakır var mı?
"Herkesin içinde vardır."
-Senin içindekini soruyorum?
-Her kesin olduğu gibi benim de içimde bir Çakır var tabi ve ben tüm Çakır'ları toplayıp kendi Çakır'ımı yarattım. Oyunculukta budur.
-Peki, Oktay gerçekte Türkiye'de bir Kurtlar Vadisi var mı?
"Bilmem. Gazetecisin senin bilmen lazım."
-Yok ben önce müzisyenim. Bu işe yıllarını vermiş gazetecilere ayıp etmem. Sen de Türkiye'de yaşayan insansın herkes gibi sen de okuyor, görüyor ve değerlendiriyorsun. Bu değerlendirmelerini bizimle paylaş?
"Evet tabii ki Türkiye'de bir Kurtlar Vadisi var sadece bizde değil tüm dünyada var. Dediler ki mafya filmleri neden bu kadar davet görüyor .Görmez mi kardeşim adamların hayatı o kadar renkli o kadar sinema ki sıradan insanlara göre. Tabii ki ilgi görür."
-Kurtlar Vadisi'nin hikayesi gerçek hayatlardan mı alınma?
"Türkiye oradaki karakterleri bir sürü insana benzetti. Birebir karşılığı değil bence; esinlendirilmiş bir durum söz konusu olabilir. Sonuçta bu budur diye bilinir ama incelendiğinde onun o olmadığı ortaya çıkıyor."
-Bir dönem takım elbise satışları artmış. Bu doğru mu?
"Doğrudur."
-Bir tekstilciyle anlaşman mı var?
"Yok tabii ama bizim toplumumuzda ağır adam sevilir ve hatta bir adamı ciddiye alabilmemiz için onu takım elbiseyle görmek isteriz. Bir iş görüşmesine gitsek önce takım elbisemizi giyeriz. Benim oynadığım karakterle bu öyle iç içe geçmiş ki. İnsanlarda takım elbiseye giyip biraz o havayı solumak istiyorlar herhalde."
-Çakır sana neler kazandırdı?
"En başta oyuncu performansımı göstermeme vesile oldu. Bir oyuncu olarak fark edilmeme neden oldu. Yeni projelere kapı açtı. Oysa Çakır'dan önce benim iki tane Altın Portakal ödülüm vardı."
-Yıllarca Erol Taş ve Bilal İnci kötü adamı oynadılar, bazı insanlar onların o oyunculuklarını o kadar sahici sandı ki bu yüzden çok sıkıntı çektiler.. Bilal İnci Ve Erol Taş'tan bizzat dinledim bunları. Senin başından geçen böyle bir hikaye var mı? 'Çakır abi şu problemimizi çöz' diyen oldu mu?
"Dünyada araştırıldı, kendini bu kadar Çakır tiplemesinin ölümüne tepki gösteren başka bir seyirci bulunmadı. Çakırlar ölmez diye pankartlar mı açmadılar, saygı duruşları, mevlütler, helvalar. Yani Çakır'ın ölümüne ciddi tepkiler geldi."
-Sen helva yaptırdın mı?
"Hayır."
-Üzüldün mü?
"Son bölümü çekerken üzüldüğümü hatırlıyorum. Çünkü çok emek verdiğim bir iş ve bitiyor. İnsan kendini kötü hissediyor."
-Seni öldürdükleri için haksızlığa uğradığını düşündün mü?
"Evet düşündüm bu kadar emek verdiğim bir işin böyle bitmesi üzdü beni. Ama sonra hemen toparlanıp yeni işler yapmaya başladık. Ardımda yaptığım iyi bir iş olarak kaldı."
-Şimdi yeni bir proje var mı?
"Evet her gün üç beş senaryo okuyorum içlerinden beğendiklerim de var ama; artık bir projede kastı, yönetmeni, ekibi, yapımcısı, hepsi projenin ne kadar sağlıklı olup olmadığını belirliyor ve benim kriterlerimde bunlar. Ayrıca çizgileri bu kadar sert bir karakter oynamaktan ziyade sade bir vatandaş oynamaktan yanayım artık."
-Neden? Böyle bir karar mı aldın?
"Çünkü üzerime yapışmış bir sert adam ağır abi silahıyla yaşayan adam imajından biraz uzak durmak istiyorum. Çakır'ı oynayıp Çakır gibi ortada gezmek değil benim amacım. Ben oyuncuyum."
-Her karakteri canlandırır mısın?
"Televizyonda değil, sinemada evet..."
-Sinema projen var mı?
"Bir varoş öyküsü iki ayrı mahallenin birbiriyle çatışma öyküsü ve aradaki bir aşk hikayesi. Bizden bir hikaye.. Ulusallıktan evrenselliğe bir geçiş olacak bu film."
-Varoş kültürün var mı?
"Var. Zaten varoş kültürü olmayan bir oyuncu eksiktir, yani memleketini tanımıyor demektir. Köşklerde büyümüş, kolejlerde okumuş bir kişiden oyuncu olmaz. Sokağını bileceksin. Bir iki kere kafa yemiş ve atmış olacaksın."
-Küçükken sopa yedin mi?
"Yedim tabi ama fazla değil. Çünkü biz geniş bir aile idik. Birimizi döverlerse hepimizi dövmek zorun da kalırlardı, dövemeyecekleri içinde öyle fazla bulaşmazlardı. İntikam alırdık çünkü."
-Türkiye'nin oyuncu starları var mı? Oktay bunlardan biri mi?
"Türkiye'nin oyuncu anlamında starları yoktur. Ben de dahil, ne Kadir İnanır, ne Cüneyt Arkın, ne Kartal Tibet bir stardır. Onlar olmak zorundaydı. Birlikte çalıştıkları insanları yarı yolda bırakmadılar ve o kadar güzel ekiplerle çalıştılar ki. Ama star değil şöhretli oldular, o kadar. Geçmişte star gözüyle baktığımız bu oyuncuların yüzde doksan dokuzu yurt dışında hiç bir filmde rol alamaz bu durum yönetmenler için de geçerli. Geçmişte bizim ve yabancıların filmlerini izliyorum ve arada bir uçurum görüyorum. Bu zaten durumu özetliyor. Ama bizim ünümüz ve şöhretimiz onların yanında solda sıfır kalır."
-Neden star çıkmadı o zaman bu ülkede?
"En başta kendini konuşan yoktu."
-Sen kendini konuşuyorsun? Ama...
"Ben zaten şimdiden bahsetmiyorum. Ama şimdi yeni, yeni bir sürü genç çıkmaya başladı okullu olan bu işe ciddi, ciddi kafa yoran, eli kalem tutan bir reji, senaryo üzerinde kafa yoran, birikimli bir çok insan ortaya çıkmaya başladı. Artık bu ülkede dünya standartlarında bu işi yapacak genç sanatçı adayları var."
-Peki Oktay Kaynarca neden kaset yaptı?
"İşin doğrusu hiç böyle bir şey düşünmüyordum. Bana bu iş için gelenlerde oldu. Arkadaşlarla oturduk ve düşündük zaten bana bir aykırı iş değil. Evde böyle kendimce bir denememde vardı zaten, güzelde şiir okuyorum, zaten konservatuarlıyım işin eğitimini de almışım bir de üstüne para kazanacağız. Yaptık ama biraz aceleye geldi, hiç istediğim gibi bir iş olmadı maalesef. Şimdi yapacak olsam ince eleyip sık dokurdum."
-Hangisi zor. Şarkıcılık mı? Oyunculuk mu?
"Oyunculuk tabi ki. Herkes oyuncu olamaz."
-Peki herkes şarkıcı olabilir mi?
"Biraz yeteneğin olmak zorunda, sesin güzel olmak zorunda. Sesin güzel olmasıyla da şarkıcı olunmuyor. Evde annemiz bacımız kardeşimiz türkü söylediğinde dinleyebilirsin ve hatta onu biraz eğiterek onu bir şarkıcı haline getirmek mümkün olabilir."
-Olabilir mi böyle şey?
"Yani... Ama hayatında hiçbir şekilde kamera karşısına geçmemiş birini oyuncu yapmak kadar zor bir şey yok."
-Hiç öykündüğün ya da benim idolümdür dediğin bir oyuncu var mı?
"O kadar çok var ki Haluk; DeNiro, Al Pacino, Dustin Hoffman."
-Türkiye'den...
"Vallahi şu olayım diyebileceğim bir oyuncu yok. Bana kızacaklar ama maalesef yok."
-Oktay beş kelimeyle kendini ifade etsen nasıl edersin?
"Çok zor ama. Bir merhametliyimdir. İki takipçiyimdir. Üç intikamcıyımdır. Dört tutkuluyumdur. Beş mükemmelciyimdir."
-Sevdiğin kadın için her şeyi yapar mısın?
"Her şeyi yapma zorunluluğu vardır bana göre zaten. Yoksa o sevgi değildir. Aşk yaşandığı zaman aslanlar gibi yaşanmalıdır. Bazı oyuncular çıkıp ben hiç aşık olmadım diyor.. Olmadıysan sen zaten oyuncu olamazsın kardeşim."
-Hayatta herkesin keşkeleri vardır. Senin?
"Tabii benim de var. Kuran-ı Kerim'de Hadis-i Şerif olarak geçer. Okumadım ama geçtiğni söylerler doğrusu: 'Hayır Bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır' diye."
-Oktay Kaynarca oyunculuk serüveninde istediği yerde mi?
"Bir oyuncu olarak büyük bir keyif yaşadım şu ana kadar, hiçbir eksiğim olmadı.Yaptığım iş bana nankörlük etmedi. Ama parasal olarak diğer sanatçı arkadaşlarımın telaffuz ettiği rakamlara da şaşırarak bakmıyor değilim."

12 soruda Oktay Kaynarca
1- Aşk .Hastalanmak
2- Para Çok şey ama her şey değil
3- Kitap
4- Müzik Keyif
5- Sahne .Zorunluluk
6- Aile Değer
7 - İş Karakter belirler
8- İhanet Zalimce
9- Arkadaş Şart
10- Dostluk Kendin kadar
11- Gelecek Bu gün
12- Korku . Gereksiz

"İzmir, Türkiye'nin Avrupa'sıdır"
-Ege, İzmir senin için neyi ifade ediyor.
"İzmir benim için yabancı bir ülkeye gitmek gibi bir şey. Rahat nefes almak gibi başka bir ülke gibi değil... Bir Avrupa şehri gibi görmüşümdür, bence Türkiye'nin Avrupa'sı İzmir'dir. Ben İzmir'e her gidişimde kendimi hep iyi hissederim."


[Haberin Eklenme Tarihi: 05.02.2007]

Haberlerin Tamamı >>